
03 Mayıs 2010
Çocuk İstismarını Durdurun...

12 Nisan 2010
Haftasonundan kısa kısa..
İki çocuklu hayata geçmeme çok az kaldı yani.. Bu konudaki hislerimi daha önce de biraz biraz paylaşmıştım sanırım. Artık bu konuda örnek almaya karar verdiğim harika bir anne var tanıdığım.. Blogcu anne Elif'i gerçekten takdir ediyorum hatta elimden geldiğince onun gibi olmaya çalışacağım.. Doğumdan sonra hayat var mı diyenlere "evet" deyip, Emrenin doğumundaki gibi zorlanmayıp daha pozitif, daha bilinçli, daha kuvvetli olacağımı kendime hatırlatıp duruyorum.. O negatif lohusa hallerine girmeler, hayatı sadece kendime değil çevremdeki beni seven insanlara da zehir etmeler olmasın lütfen bu sefer..
vereceğiz.
Babamız çalıştığı için gelemedi, biz de erkenden döndük.. Yağız 8 yaşına girdi artık, doğumu dün gibi aklımda halbuki.. Ne çabuk geçiyor zaman.. 09 Nisan 2010
En zor günlerimiz...

06 Nisan 2010
Gebeler için Zihni Sinir procelerim var...

19 Mart 2010
Cicekgonder.com rezaleti...
18 Mart 2010
Sarı pisicik ev arıyor...
Yandaki resimde görmüş olduğunuz sarı pisicik için sıcak bir yuva ve yuvadan da sıcak kediseverler arıyoruz.
Kendisi 3-4 aylık civarında olup, ev terbiyesi aldığını düşündüğümüz çok uysal bir kediciktir. Tuvaletini kuma yapmakta, kucakta ya da koltukta uyumayı tercih etmektedir.
Sahibi tarafından sokağa terkedildiğini ya da kaybolduğunu düşünmekteyiz. Şöyleki; patilerinin altı halen yumuşacıktır ve halen pudra kokmaktadır.
Şu anda evinde 4 kedi besleyen bir arkadaşımın penceresine gelerek kendini farkettirmiştir, arkadaşım Kozyatağı'nda oturmaktadır.
"Zaten ne zamandır bir kedi sahibi olmak istiyordum" diyenlere duyurulur...
Ortaya karışık yanar döner...
15 Mart 2010
Türk Polisi yakalar...
Elazığ’daki depremden sonra ne yapılsa da oradaki insanlara yardım edilse diye dönen maillerin sonucunda gruptan Hilal hanım sağolsun eğer özellikle çocuk giysisi başta olmak üzere her türlü yardımı oraya ulaştırabileceğini ve daha da güzeli asker eliyle gerçekten ihtiyacı olanlara dağıttırabileceğini yazınca hemen herkes seferber oldu. Aysun hanım da sağolsun eğer 17 Mart Çarşambaya kadar kendi süt alım günümüzde teslim edeceğimiz yardımları Hilal hanıma iletebileceğini söyledi ve işleri iyice kolaylamıştık..
Cuma akşamı hem bizim evde hem de Necla annemlerin evinde hummalı bir ayıklama çalışması yaptık ve “kendimizin giymekten utanmayacağı ve çekinmeyeceği” temiz ve kullanılmış/kullanılmamış giyim eşyalarını hazırladık, Aysun hanımın Cumartesi günü gelecek süt dağıtım aracına teslim etmek üzere..
Cumartesi sabah misler gibi sütümüzü teslim aldık ve sütü getiren arkadaşa da paketlerimiz teslim ettik. Buraya kadar her şey ne kadar güzel değil mi? Ama durun olay daha başlamadı..
Sonradan Aysun hanımdan gelen bilgilendirme mesajı ile yıkıldık diyebilirim. Aracı yolda trafik polisleri durdurmuş ve aramışlar, toplanan yardım poşetlerinin “kayıtlı ve izinli bir vakıf aracı olmadığı” gerekçesi ile taşınmasının yasal olmadığını vs…. söylemişler. Bunun cezası aracın 10 gün süre ile bağlanması ve 1.470 TL para cezası imiş.. Neyse ki yasal işlem yapılmamış ve polisler ikna (!!!!) edilerek olay son bulmuş.. (Bu cümlenin başındaki Neyse ki kelimesini yazmaktan utandığımı ayrıca ifade etmek isterim)
Blogcu Anne Elif sormuştu Cumartesi günü “Polisler nerede?” diye ona cevap olur sanırım bu yazı.. Elif'cim polisler nerede olacaklar? İstanbul Merter’de tramvayın altında kalan çocukların karşıdan karşıya geçişlerini kolaylaştıracak halleri yok herhalde, daha önemli işleri var… Vakıf aracı olmadan yardım toplayan insanlar tarafından İKNA EDİLMEYİ BEKLİYORLAR.
Umarım yanlış anlaşılmam, amacım asla var olan kanunları sorgulamak vs değil, ancak o polis memurlarının toplanan yardımlar nedeniyle böyle bir olaydan kendilerine pay çıkarmalarını aklım almıyor. Hiç mi vicdanları sızlamadı acaba? Gece rahat uyuyabiliyorlar mı çok merak ediyorum...
12 Mart 2010
Karanlığa küfredeceğine bir mum yak !

11 Mart 2010
Ana-oğul sayı saydık...

Anne : Biiiirrr
Emre : İkiiiiiii
Anne : Üççççç
Emre : Dööööööttttt
Anne : Beşşşşş
Emre : Atııııııııı
Anne : Yediiiiiiii
Emre : Kekizzzzz
Anne : (Bu sırada bekledim dokuzu o söylesin diye çünkü çok güzel söylüyor....)
Emre : Gokkuzzzzz
Anne : Onnnnnn
İyiki varsın be güzel oğlum, böyle güzellikler de olmasa bu hayat var ya hiç çekilmeyecek...
Hamiş : Yukarıdaki resim Emre 1 yaşına bastığı hafta stüdyoda çekilenlerden bir kolaj çalışması.. Bu sene de gitmek isterim ama tabi babacığı ikna edebilirsek:-))
10 Mart 2010
İmdattttttt....

.
02 Mart 2010
Bir daha anne olsam...
Bazen yorgun, bazen panik, bazen de neşeli ama sonuçta hepimiz anneyiz.
Anneliğin bize kattığı mutluluğun yanı sıra, öğrendiklerimiz bir ansiklopedi doldurur kadar oldu. Olgunlaştık, büyüdük. Sorumluluklarımız arttı.
Zaman gelecek belki bir daha anne olmak isteyeceğiz. Hiç düşündünüz mü, yine hamile kalsak neleri yapar neleri yapmayız? Peki ya 2. kez ya da 3. kez anne olduğumuzda?
Daha mı bilgili oluruz, daha mı rahat... Bu hafta hamilelik ve anneliğimizin pişmanlıklarını/başarılarını yazıyoruz. Annelerin Dünyası'na buradan buyurun lütfen...
Önemli hamiş : Annelerin Dünyası'nın yeni adresi www.annelerindunyasi.com olmuştur.. Bilginize...
01 Mart 2010
Sigara yasağını delenleri şikayet edin...
Sevgili Kaymaçina yazmış bloğunda. Herkesle mutlaka paylaşılmalı, duyanlar duymayanlara iletmeli bence.. Konu çok önemli..Bence kaçmaz... Muhakkak bilmeli ve uygulamalı diye düşünüyorum.
26 Şubat 2010
24 Şubat 2010
Eldiven korkusu???

19 Şubat 2010
Ben çocukken...

2-Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu…
Pazar kahvaltılarımız… Babam yalnız Pazar günleri evde olduğundan o günlerin kahvaltı keyfi bana hep sıcacık bir aile olmanın anlamısını ve önemini öğretti sanırım. Pazar sabahları biz uyanır uyanmaz annemlerin yatağına girer, onları da uyandırırdık hemen. Annem öncelikle kalkar sobayı yakar, evi ısıtırdı.. Ev ısınmadan ve sofra kurulmadan yataktan kalkmazdık.. Kahvaltıda hep özel bir şeyler olurdu : Yumurtalı ekmek ya da tost ya da patates kızartması gibi.. Tatları annem yaptığı için midir bilmem muhteşem gelirdi, halen daha annemin bazı özel yemeklerinin tadını kimselerde bulamam.. (En basitinden patates kızartması bile farklı olur).
3.Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?
4.Sokakta oynar mıydınız?
Hem de çokkkkkk… Şanslı çocuklardık biz bence.. Oturduğumuz sokaktan araba geçmezdi ya da çok nadir geçerdi.. Evler birbirine yapışık apartmanlar değil, bahçeli müstakil evlerdi.. Her evin bahçesinde dadanabileceğiniz en az 1 meyva ağacı olurdu.. Çok ama çok zevkliydi sokakta vakit geçirmek.. Babam gelmeden eve girerdik mutlaka, tek kural buydu..
.
Biz bahçe içinde 3 ayrı evde yaşayan ama hiç çok yakın ve sıcak olamamış bir aileydik. Diğer evlerde amcamlar ve halamlar yaşardı.. Büyüdükçe arkadaşlarımın ailelerinde görüp özendiğim hep beraber yenen uzun ve gürültülü bayram yemeklerine, akran kuzenlere geçirilen vakitlere hep gıpta ederek baktım. Şimdi oğlumun da çekirdek değil geniş ve samimi bir ailede yer alması için elimden geleni yapıyorum.
.
İyi ki kardeşim olmuş diyebilirim. Aramızda 2 yaş var sadece ve hep kardeş değil arkadaş gibi olduk, halen de öyleyiz… Hatta bir de ablam ve abimin olmasını isterdim sanırım.
16 Şubat 2010
Geniş aile mi? Çekirdek aile mi?
Bu hafta Annelerin Dünyası'nda bunu tartışıyoruz..
"Kalabalık aile sendromu"
Çekirdek ailenin sıcaklığı mı yoksa kalabalık ailenin eğlencesi bol halleri mi daha çok cezbediyor?
Önce kendi yaşamımızı sonra olması gerekeni yatırıyoruz masaya.
Büyükler tarafından şımartılan bebeler yanlızlıktan bunalan bebelere karşı!
Babalar ve bebeleri...
Bu hafta Galeri Anne'de babalar ve bebeleri var.. Yukarıdaki benim fotoğrafım, diğeri için lütfen buradan buyurun...22. ay hatırası...
Bu resimde ise 2 günlüksün henüz.. Hemşire abla yıkamış seni, annen başında, baban kadrajın diğer ucunda.. Hemşireyi vurmayı planlıyordum o anlarda seni öylesine ağlattı diye.. Hep ağlarlar demişti oysa sen evdeki banyolarımızda hiç ağlamadın bir daha.. Demek daha müşvik ve sıcak eller istermişsin gül kokulu ipek tenine değecek…
Geçen 22 ayda ne çok büyüdük ve ne çok şey öğrendik değil mi hep birlikte ? Sen acemi, anne-baban acemi.. Zor oldu önce kaynaşmamız.. Ama sen tek tek tane tane öğrettin bize önce anne-baba olmayı, sonra sabretmeyi, uykusuz da yaşanabileceğini, gülmeyi, konuşmayı, yürümeyi…
Ka.ka yapabilmenin, gaz çıkarabilmenin ne değerli birer süreç olduğunu, uykun gelince sadece gözlerinin değil kaşlarının bile kızardığını, ateşin çıkınca al al olan yüzünün huzursuz kıvrımlarını, popon pişik olunca bizim canımızın yandığını, bir yerin uf olunca bir minicik öpücüğün ne kadar şifalı gelebileceğini hep senden öğrendik ve öğrenmeye de devam ediyoruz…
Nice 22 aylarında hatta yaşlarında sen öğretmeye, biz öğrenmeye devam edeceğiz inşallah.. Sağlıkla ve mutlulukla…
02 Şubat 2010
Temiz temiz tertemiz...
İçimizin nasıl rahatladığını bu haberle nasıl havalara uçtuğumuzu anlatmama gerek yok herhalde..
Yorum bırakan, arayan soran tüm dostlara sevgiler ve teşekkürler.. İyi ki varsınız..
Şu anda dış kulak enfeksiyonu nedeniyle cuma gününden beri çektiğim kulak ağrılarının, 5 gündür geçmeyen baş ağrımın, yemek yiyemememin, konuşamamamın, uyuyamamamın, değiştirdiğim üçüncü kbb uzmanıyla henüz bugün ancak başladığımız antibiyotik enjeksiyon tedavisinin hiçbir önemi yok artık.. Hava kötü ama haberler güzel değil mi?.. Daha ne olsun...
El bebek gül bebek gel bebek gel...








