Kendimi affettirmek için çokça fotoğraf paylaşayım bari:-)))
Ana-oğul sefası...
Uğur böceklerimiz Emrfe ve Yağmur kuzenler :-)
Şirin babayım ben:-)
Gülen surat :-)
Bayram şekeri bu:-)
Ana-oğul sefası...
Uğur böceklerimiz Emrfe ve Yağmur kuzenler :-)
Şirin babayım ben:-)
Gülen surat :-)
Bayram şekeri bu:-)
Emre paşamız bugün itibariyle tam olarak 36 günlük oldu çok şükür.. 1. ayımızı doldurduk yani.. İlk aylık doktor kontrolümüze de gittik, sonuçlara sevindik.. Doğduktan sonra 2.500 gr. a kadar inmiş olan oğluşum tam 3.610 gr. olmuş.. Yani 1 ayda 1100 gr. civarında kilo alıp, boyu da 4,5 cm uzadığından, herşey yolunda.. Süt emzirme krizlerimiz nedeniyle zaman zaman aklıma gelen "acaba sütüm yetmiyormu?" düşüncesinden de bu sayede doktor ağzıyla kurtuldum sonunda.. Bebekler ayda 600-1000 gr. alırlarmış, Emre 1100 gr. aldı ya değmeyin keyfime.. Allaha şükürler olsun..


Bu son günde daha çok şey yazmak isterdim ama üzerimde bir tutukluk varki sormayın, sanırım gerginlikten..
Elimden gelen tek şey her işimizin yolunda gitmesi için dua etmek.. Yarın sabah saat 8:30 da başlayacak olan operasyon sonucunda inşallah epiduralle uyuşturulmuş bir şekilde oğlumla buluşucaz… Allahım sen yardımcımız ol… Hamile olmayı bekleyen tüm anne adaylarına, doğumunu bekleyen hamilelere, evlatlarını sağlıkla ve sıhhatle kucaklarına almayı nasip eyle… İçinde bize de…
Ve bu satırları okuyanlardan da bir ricam var, iyi dileklerinize ve dualarınıza ihtiyacımız var yarın için..
Şimdilik bize müsaade edin.. Yarın sabahtan ANNE-BABA olacağız, bebekli, gazlı, pişik kremli yepyeni bir hayata merhaba demeye gidiyoruz…
El bebek, gül bebek, gel bebek gel….

Bu resim doğumgününden önce çekilmiş.. Yağız'ım, Yağmur bebek ve Figen'im..
Doğumgünü güzelleri..
1993 yılında hiç ara vermeden çalışan ben, yaklaşık yarım saat sonra belki de ömrümün en uzun, en güzel, en heyecanlı, en umut dolu iznine çıkıyorum..
Maydanozlar çıldırmıştı.. Hemen topladık, balığın yanına salataya kattık..
Badem ağacımız bile birbaşka güzeldi..
Ve çamlar tabi.. Sanki kış boyu hiç dökülmemiş gibi değildi yaprakları, dalları.. Nasıl da canlıydı..
Kurabiye sepeti ve kapı süsü (sevgili Ayşem getirecek)
Var mı ekleme yapmak isteyen?
İşte bu tepsim.. Evdeki boyalardan ürettiğim açık mavi bir renge boyadım, üzerine dekopaj uyguladım. Aşağıdaki ise henüz nerede kullanılacağına karar veremediğim kutum..
Kutumu mozaik tekniğiyle süsledim.. Üzerine yapışık olan resimlere dokununca her bir kutucuk kabartmalı olduğundan mozaik yapılmış hissi veriyor.. Gerçi mavisi biraz koyu oldu ve henüz verniklemediğim için biraz mat görünüyor ama işi bitince daha hoş olacak sanırım.
Geçen haftaya ait fazla ayrıntı yok kafamda, hafta içi çok yoğundum, hafta sonu ise gebelik okuluna devam ettim. Geçtiğimiz hafta sonunda babalar da katıldılar bize, bir çocuk psikoloğu, bir çocuk doktoru, bir ürolog, bir yenidoğan hemşiresi ve bir masör ile muhabbet ede ede günü tamamladık.. Oldukça keyifli ve verimliydi..
Daha önce baktıklarımızı odanın teması bozulmasın diye beğenmemiştik, ama bu çok hoşumuza gitti :-)
Pazar günü bir de oğlumun hatıra defterini kapladım.. Emre doğduktan sonra ziyaretine gelen eş/dost/akraba/arkadaşlarımıza birer satır birşeyler karalayabilecekleri bir defter yapmak istiyordum hep.. Hem doğum hatıralarımızı unutmayız, hem de sonrasında ben devam ederim yazmaya diye.. Evde bir ajanda vardı, aslında ajanda taslağı diyelim, sevgili Elif vermişti geçen yıl, içindeki sayfalar çizgisiz kağıt, dışı ajanda şeklinde bir defterdi.. Evdeki artık bir kumaşla ve silikon tabancam yardımıyla kapladım onu.. Sonra da Kadıköyden aldığım keçe süslerle süsledim.. Çok hoşuma gitti bitirdikten sonra..
İşte oğlumun dönencesi.. Işıkları kapatıp, çalıştırınca çok hoş duruyor.. Buradan Stork marka, uzaktan kumandalısından aldım ve çok da uygundu fiyatlar..
Perşembe günü doktora gidicez, kontrolümüz var.. 32 haftanın içindeyiz, oğlumun hareketleri çok değişti, çok kuvvetlendi maşallah.. Önceki gün ilk kez yaptığı bir hareketle canımı acıttı.. Ama çok büyülü bir his onu hissetmek.. Öyle ki babası da keşfetti bu büyüyü sanırım, geceleri ben daha erken yattığım için o yatağa geldiğinde çoktan dalmış oluyorum ama o oğluyla oynaşıyor ben uyurken.. Hele Pazar sabahı uyandığımda neredeyse muhabbet etme kıvamına gelmişlerdi :-) Pazartesi dedi ki, eğer Emre doğduktan sonra da geceleri böyle olursa yanmışız biz :-))) Kimse kolay olacağını söylemiyor tabi.. Çekilecek tüm sıkıntılar, uykusuz tüm geceler için gönüllüyüz...Yeterki sağlıkla, sıhhatle kucağımıza alalım paşamızı..
İzne çıkmama 6 hafta kaldı.. Nisanın ilk haftası da çalışıp sonra doğuma 3 hafta kala izne çıkmak istiyorum hayırlısıyla.. Bakalım zaman ne gösterecek.. Öyle sabırsızım ki, yüreğimin pırpırlarını tarif etmeme imkan yok sanırım. Kuzguna yavrusu şahin görünürmüş derler ya, bana da öyle geliyor ki, şairin dediği gibi en güzel çocuk henüz doğmadı, doğduğunda hepimizin nefesini kesecek güzellikte olacak ve bu mucizeye inanamayacağız..
En güzel günlerimizi henüz yaşamadık.. Ama az kaldı.. Çok az...
Bunun, Çinliler'in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması varmış...
Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.
İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.
Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın... Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.
Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.
İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.
Dün mail ile geldi bu yazı, kaleme alan Gani Müjde.. Açıkçası başlığı okuyunca sevgili Gani Müjde'nin benden daha sabırlı ve kendine hakim olduğu kanaatine vardım.. Böyle bir pankart karşısında ne söylense boş tabi.. İçimden küfür etmek geliyor açıkçası hala böyle düşünebilen o kuş beyinlilere.. ____________________________________________________________
Güncelleme : Sevgili Biyocan da aynı yazıya yer vermiş açık olan bloğunda.. Pişti olduk yani.. Pardon biyocum ya, sen benden önce yazmışsın, valla görmedim..