27 Kasım 2010

Babam için sözün bittiği yerdeyiz...

Mehmet Dülger
1931 - 2010
Canım babacım, mekanın cennet olsun inşallah... İçimde nasıl bir boşluk açıldı tarif etmem imkansız.. ve o boşluk hiç dolmayacak artık biliyorum. Tek tesellimiz acı çekmeden ayrılman bu dünyadan.. Bilsen nasıl güzeldin morga giderken, ölüm hiç yakışmamıştı sana... nurlar içinde yat babişkom.. koca çınarım...

02 Kasım 2010

I have a dream...

Mutluluk; banyodaki üç diş fırçasına bakıp,
dördüncüyü hayal ederken gülümsemektir...

12 Ekim 2010

Anne İş-te...

Doğum yaptığım gün bile hastanedeki lohusa yatağımdan yazmak için direnmeme rağmen niye bunca haftadır bu bloğa tek satır yazamadığımı inanın bilmiyorum.
Doğum izninde olmak, evde sürekli dengeleri bulmaya çalışmak demek sanırım o nedenle.. Kısaca özetlemek gerekirse, Kasım ayında işe başlayacağım ama bu hafta ofisteyim. Bana ihtiyaçları olduğundan çağırdılar ve itiraf ediyorum koşarak geldim.
Ekim ayı itibariyle bakıcımız da işbaşı yaptı ve ben biraz olsun nefes alabildim evde.. Tek çocuğu olanlara söylüyorum, tek çocuk hiç çocuktur. Yapın ikinciyi de görün hanyayı konyayı... (Bu laftaki Hanya neresidir acep?)
Neyse lafı dağıtmayalım, Emine hanım yani bakıcımız 13 yıldır çocuk bakıyor, referansları güvenilir ve doktorumuzun tavsiyesi olan bir danışmanlık şirketi vasıtasıyla geldi bize.. Şimdilik herşey yolunda ve umarım hep böyle gider. Ondan Erdem'e bakmasını, Emre'ye gerekirse gözkulak olmasını (çünkü Emre üst katımızda oturan babaannede vakit geçiriyor daha çok), çocukların çamaşırlarını ütülemesini ve bize ve çocuklara yemek yapmasını istedik. Çok gerekli olduğunda da şöyle bir süpürge açıyor. Temizlik için her hafta gelen başka bir yardımcımız olduğundan başka birşey istemedik. Şimdilik maşallahı var ve muhteşem yemekler yapıyor:-)
Evde işler eğer Emre de bizimle ise zor oluyor çünkü halen kardeşine zarar verme aşamasındayız. Sürekli olarak Erdem'i Emre'den korumamız gerekiyor. Olay artık sadece Erdem'i değil, kendimiz ve hatta Emre'nin kendisini bile kendisinden koruma boyutuna geldi ki, sormayın gitsin. Emre gayet hareketli, zeki ve hızlı bir çocuk. Hal böyle olunca speedy gonzales modu herkesi çok yoruyor.
Geçtiğimiz iki haftanın en sevindirici olayı babamın sağlığının biraz olsun iyiye gitmesiydi. İkinci parti kemoterapi görüyor babam ve oldukça zor günler geçirdik ailecek. Şimdi daha iyice.. Hatta bu hafta adada evimizde yeni tamiratlar bile yapmış ki değmeyin keyfimize...
Beni sorarsanız da evdeki üç adamla aslında gayet memnunum hayatımdan. İkinci çocuk evet çok zor ama o kadar güzel ki anlatamam. Kendini nasıl da sevdiriyor velet, nasıl tatlı.. İyiki olmuş, iyi ki bizi seçmiş kuzucuk.
Şimdilik bu kadar be sevgili blog. Gidip süt sağmam lazım, sütüm ancak yetiyor beyfendiye.. bakalım yeni günler neler getirecek bize...

04 Ağustos 2010

Bizim evin halleri



Erdem kuzum banyoda...

Oğluşum ve ben uykucuyuz uykucu....


Erdem oğlum gezmelerde...


Erdem kuzum annesini emmiş emmiş, uykuya dalınca ağzındaki sütü yutmayı unutmuş...



Emre abimiz Erdem kardeşinin emziğini almış ağzına şov yapıyor...


En sevdiğim 3 erkek işte buradalar... Bir Pazar sabahı...



Emre kuzum öğlen uykusuna yatmış..








22 Temmuz 2010

Emzirme Reformu'nu destekleyelim..


Blogcu Anne Elif arakadaşımız bir süredir bloğunda Emzirme Reformu Manifestosunu yayınlıyor ve emziren emzirmeyen herkesten de yardım bekliyor.
Ben de kendisini canı gönülden destekliyor ve beni okuyanların da haberdar olmaları için burada yer veriyorum..

Lütfen şu adrese gidin, bir yorum bırakın ve "Destekliyorum" deyin..

Ellerine sağlık Elifcim...





16 Temmuz 2010

İkinci çocuk yorarmış...

Dağıldım be günlük, ikinci çocuğun, lohusalığın, ev kadını olmanın, birinci çocuğun kıskançlıklarının, ailedeki sağlık problemlerinin arasında dağıldım ben itiraf ediyorum...

Doğumdan önceki en büyük korkum gerçek oldu, Emre kuzum çokkk ama çokkkk kızkanıyor kardeşini.. Özellikle benden hatta sadece benden.. Onu kucağımda tutmama, emzirmeme, yanımdaki yatakta yatırmama dayanamıyor resmen.. Ve işin kötüsü şiddet kullanıyor.. Eve üçümüz yalnız kaldığımızda tek amacım Erdem'i Emre'den korumak oluyor..

Neyseki babaannemiz üst katta oturuyor ve Emreyi günde iki kere parka çıkarmaya geliyor, alıp gidiyor. İşte o zamanlar hem vicdan azabı duyup hem de dinleniyorum, Erdem'i gönlümce sevip emzirrebiliyorum..

Babaannemiz geçen hafta tatile gittiğinde kabus oldu gündüzler..Neyseki geldi de bir nebze rahatladık.. Rahatladık derken de vicdan yapmıyor değilim ama Emre gibi aktif bir kuzu ve Erdem gibi br bebekle yalnız kalınca anladım ki yardıma ihtiyacım varmış gerçekten de.. Tek başına olmuyor.. Emre kreşe falan gitse neyse ama sürekli evde ve özellikle emzirme seanslarımızda hep kucağımda, sırtımda olmak istiyor.

Offf daraldım yani... Bu arada sürekli aklımda burayı güncelleme gereği, Annelerin Dünyası'nda yazmam gereken ve kaçırdığım yazılar ve Galeri Anne'de yayınlanması gereken fotoğraflar var.. Hiç vakit bulamıyorum, hep aklımda ama hiç elimde olamıyorlar.. Sanırım birini elemem gerekecek...

Bu arada Erdem kuzum son sürat büyüyor.. 3180 gr doğum eve geldiğimiz hafta 2810 gr a kadar kilo kaybeden kuzucuk aylık kontrolde şaşırttı bizi.. 4170 gr olmuş ve boyu da 5 cm uzamış.. Süper yani gelişimi.. Doğum yaptığım hastanedeki "sütünüz yetmiyor mamaya başlayın" diyen çocuk doktoruna kapak olsun bu da... Halen o kadar kızgınım ki o kadına aklıma geldikçe mama önerisi, tüylerim dikiliyor resmen.

Son olarak babam da hastahanede yatıyor, kanamanın nedenini bulmaya çalışıyorlar ve kan takviyesi yapıyorlar.. Aklımın bir bölümü de onunla ama istediğim kadar sık gidemiyorum yanına, iki çocuğu birden bırakmak zor zira...

Kafam, kalbim hep dağılmış durumda.. Hergün yapılacak işler aklımdan geçiyorlar bir bir... Liste günlerdir azalmıyor hep çoğalıyor ama:-(

Maillere bakılmalı,
Blog güncellenmeli
Annelerin Dünyasına yazı yazılmalı
Fotoğraf çekilmeli
Yemek yapılmalı
Babam aranmalı
Emrenin kıskançlığı için destek alınmalı
Emre dişçiye götürülmeli
Erdemin sünneti ayarlanmalı
İşe başlamak için babaanneye yardımcı tutulmalı
...meli
...malı

.....

İmdattttttt......

10 Haziran 2010

Bugün ilk kez güneşe çıkardılar beni...

Erdem oğlum doğdu doğalı güneşe hasrettik.. Bu sabah mis gibi havayı görünce dayanamadık kendimizi maaile sokağa attık..
.
Bize yakın yerde "O Ağacın Altı" diye biryer var, mis gibi açık hava, İstanbul ayaklarınızın altında.. Gittik, mükellef bir kahvaltı ettik. Emre babasıyla koşturdu, ben mis gibi havanın keyfini çıkardım, Erdem ise fosur fosur uyudu, bol oksijen sarhoş etti galiba kuzuyu, emzirmek için uyandırmadım bile...
.
Bugün ilk kez maaile güneşe çıktık biz.. Çok güzeldi çok...

09 Haziran 2010

Hastahane bebek dostu ama ya doktoru?

Size bir sorum olacak?
Malum anne kişisi doğum yapmak için İstanbul Anadolu yakasının en eski doğumevlerinden biri olan Kadıköy Şifa Hastanesini tercih ederken bu hastanenin kendi içinde ve her reklamında çarşaf çarşaf yayınladığı "Bebek dostu hastahane" afişlerini görünce daha bir içi rahat şekilde kararını verir ve iki doğumunu da burada yapar.
Ancak; aynı hastanenin çocuk doktoru sıfatıyla ortada gezinen şahsiyet bebeğin 3. günündeki sarılık kontrolünde kilo kontrolü yapıp, annenin daha o sabah tek göğsünden sağdığı 80 cc anne sütünden de haberdar olmasına rağmen niçin bebeğe mama takviyesi önerir ?
a) Annenin zaten bozuk olan lohusa sinirlerini harap etmek için..
b) Ömründe şöyle temiz bir sopa yememiştir, kaşınmaktadır.
c) Lohusa kadınlarla ilgili hiç korku hikayesi dinlememiştir.
d) Şuursuzun tekidir.
e) Hepsi birden...
Buyrun oylayın efendim.. Ben günlerdir düşünüyorum cevabını bulamadım...
Hamiş : ‘Bebek dostu hastane’ ne demektir derseniz :

Anne sütünün özendirilmesine ve annelere emzirme konusunda bilgi ve doğru alışkanlıkları kazandırılmasına yönelik SB’nın çalışmaları kapsamında, doğum hizmeti veren hastanelerde emzirmenin başarılı ve yerleşik bir uygulama haline gelmesini sağlamak üzere 1991 yılında Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler Programı başlatıldı.

Doğum hizmeti veren hastanelerden; gebeliklerinden itibaren anne adaylarını anne sütü ve emzirme konusunda bilgilendiren, doğumdan hemen sonra annelerin bebeklerini emzirmesini sağlayan, güncel bilgilerle eğitilmiş sağlık personeli ile annelere bebeklerini nasıl emzirecekleri konusunda yardımcı olan hastaneler ‘Bebek Dostu Hastane’ unvanını alıyorlar.

05 Haziran 2010

Evden haberler...


Dün sabah saatlerinden itibaren evdeyiz.. Pedagog bir arkadaşımızın sözünü dinleyerek Emre'yi iki gün içinde de hastaneye getirdik, hem beni gördü, hem kardeşi ile tanıştı hem de hediye bisikletine sahip oldu çok sevindi..


Evde Erdem'e karşı tepkisi genelde sevmek şeklindeydi ama dün bir ara Emre babasının yanındayken ben Erdemin yanından ayrıldım, salona geldiğimde Emre Erdem'in ana kucağına vuruyordu hırsla!!!!!!!!!!!!!!!!!! Şok olduk, hemen sakinleştirdik, yalnız kalmalarının ne büyük tehlike olacağını ilk kez gördük...


Gece uykumuz sadece Erdem ile değil Emre ile de bölündü... Alışacağız ama.. Genelde iyiyiz...


Buggün hastaneye yeniden gidip Erdem'in sarılık değerine bakacağız. İnşallah fototerapi ihtiyacı oluşmamıştır..

02 Haziran 2010

Hoşgeldin Erdem oğlum...


Biz geldikkkkk... Erdem oğlum 3180 gr ve 48 cm olarak Kadıköy Şifa hastanesinde saat 09:47 de (abisi ile aynı saatte) dünyaya geldi..
Hem epidural hemde doğum operasyonumuz kolay ve çabuk gerçekleşti.
Sütüm geldi (maşallah diyelim) emdik ve uyuyoruz.
İyi dilekte bulunan herkese teşekkür ederiz. Bizden sıcak haberler yakında burada.

01 Haziran 2010

Müsadenizle bir doğurup geleyim ben...

Evvvetttt sevgili günlük, sayılı gün çabuk geçermiş diyenlere inat bir bir sayarak geldiğimiz 39w+4d . gündeyiz.. Yarın bu saatlerde gebelik hikayemiz de son bulmuş olacak.
Yeniden gazlı, pişikli, memeli ama mis kokulu günlere dönüş yapacağız... İki yıl önce, yaşadıklarımın aynılarını iki yıl sonra tekrar yaşayacağımı söyleseler inanmazdım tabi.. Kazara gebe kalanları çok bilmiş edasıyla küçümseyen ben aynı "hatayı" kendim yaptım ve o "hata" yı koklamak için saatleri sayıyorum şuan.. Demek ki neymiş büyük konuşmayacakmışsın.. Hele annelik-babalık olayları büyük laflar etmeyi hiç ama hiç kaldıramazlarmış... Kulağımıza küpe oldu aldık taktık:-)
Fazla söze hacet yok aslında.. Heyecanlıyım ve korkuyorum.. Bu sayfaları okuyan dostların yine yardımına ihtiyacımız var, dualarınız bizimle gelebilir mi yarın ki randevumuza???
Müsadenizle bir doğurup geleyim, detayları hastane odasından vermeye söz veriyorum:-)
Herşey çok güzel olacak... Değil mi?
El bebek gül bebek, gel bebek gel...............

26 Mayıs 2010

Gebelikte karaciğer kolestazı

Evet ikinci ve muhtemelen son gebeliğim biterken bu da oldu.. Geceleri ortaya çıkan yoğun kaşıntılar sonucu doktorumu aradım, o klinikteki dahiliyeciye pasladı, yeni doktor karaciğer fonksiyon testlerini yapalım dedi.. Ve bingooooo.... Ufak bir karaciğer kolstazı sahibiyiz.. Yani bu ne demek? Karaciğer fonksiyonlarında gebelikten kaynaklanan ve doğumdan sonra geçecek olan minik bir sorun var demek..
Çözümü ilaç tedavisi ancak doğumumuz yaklaştığı için ve kan testindeki değerler şükür ki çok abartılı olmadığı için şimdilik B grubu (yani gebelerin kontrollü olarak kullanabilecekleri) bir antihistaminik ile tedavi ediyoruz.. Yarın kan testi tekrarlanacak ve durum değerlendirmesi yapılacak. Çıkacak sonuçlar doğumda epidural değil de normal narkoz almam gerekirse işlerine yarayabilirmiş anestesiztlerin...
Ya sabır... ve tabi buna da şükür....

24 Mayıs 2010

Son dönemeç...


Cumartesi günü bu gebeliğimle ilgili son doktor kontrolüne de giderek, bu güzel, yorucu ama muhteşem süreci de tamamlamış sayılırım..


Tamamen sürpriz bir şekilde gelmeye karar veren ikinci kuzuyu, elimizden geldiğince huzurla ve sakinlikle buyur etmek üzereyiz gönül kapımızdan içeri..


İlk hamileliğini çok bekleyen ve çok arzulayan bir hamiş olarak diyebilirim ki ikinci hamilelik zormuş.. Önce vicdan azabı vuruyor zaten anne olan anne adayını.. 20. ayda Emre'nin memeden kesilmesi süreci tam da buna örnek teşkil etti.. Doktorumuzun baskısıyla Emre memeden koptu ama aslıdna şimdi versem anında yine başlayacak gibi görünüyor.. Sonra abi olma durumları ve daha şimdiden herkesin ona "ay sen abi mi olacaksın" sözleri feci dokunuyor bana.. Kendimi halen suçlu hissediyorum.. Yeni bebeğimizi kucağımıza aldığımızda emre kocaman görünecek ama o daha 26 aylık bir kuzu.. Çok küçük.... Ve abi olması ne onun ne de bizim bilinçli tercihimiz değildi açıkçası.. Evet düşünüyorduk ikinciyi ama bu kadar çabuk değil.. Kader demek lazım, boyun eğmek lazım bir noktadan sonra....


Reel olarak bu ikinci hamilelik çok zorladı beni.. İş, ev, evde bir kuzu... 14 ay ara verdiğim iş hayatı her ne kadar çok şanslı olsamda zorladı beni bu denklemde...


Sayılarla konuşursak cumartesi günü itibariyle Erdem bebek 3100 gr ve 50 cm. civarında.. Ben +5.5 kg almış durumdayım.. Epidural sezeryan hedefleniyor.. Tarih 2 Haziran 2010 saat:09:30...


İki çocuk annesi olmaya, tamamlanmaya, bir bütün olmaya çok az kaldı.. 8 gün sonra yepyeni bir hayata merhaba diyeceğiz.. Evet korkuyorum ama çok da heyecanlıyım.. Yeni bebek yepyeni bir nefes demek olacak değil mi? Yeni bir aşk, yeni bir sorumluluk, yeni umutlar, yeni hayaller...

20 Mayıs 2010

Durum raporu

Emre anne usulü puding yiyor...

Sevgili günlük..... diye ne zaman başlasam hep birikmiş haberler, olaylar oluyor yazılmayı bekleyen.. Direk giriyorum olaya o nedenle... Sağolsun "nerelerdesin? doğurdunmu yoksa.?" diyen dostlar var zira...

Yok daha doğurmadım. Ama Cuma günü itibariyle doğum iznine ayrıldım.. Bu sanırım hayatımın ikinci büyük izni olacak. Emre kuzum için doğum iznine çıkarken amacım 14 ay evde kalmak değildi tabi, olaylar spontane gelişmiş, doğum izninde iken işsiz kalmıştım.. Şimdi öyle bir durum yok.. Hatta o kadar anlayışlı bir patronum var ki doğum sonrası işe başlama zamanında part time çalışma fikirlerimiz var.. Şimdilik bir muamma...

Benim doğum iznime çıkmamla Emre ile yaşadığımız ana-oğul ilişkimiz de boyut değiştirdi ve artık ana-oğul gibi değil kucak kucağa yapışık ikizler gibiyiz.. Koltukta yanında otururken bile kucağıma gelmek istiyor ki malum benim kucağımda yer kalmadı ki göbeğimden..37. haftadayız.. Artık gittikçe zorlanıyorum ama en çok da Emre yi kucakladığım zamanlar canım yanıyor.. Alma kucağına diyenlerden olmayın lütfen bu müm-kün de-ğil.... İkinci çocuğu doğurmuş olanlar sanırım halimden anlarlar...

Emre dışında hiçbirşey yapamıyorum evde, ev almış başını gidiyor zaten.. Bazen tuvalete zor yetişiyorum vallahi... Bilmem doğumdan sonra ne yapacağız.. Çevrem yakın zamanda ikinci doğuran bir Blogcu anne Elif var, onların yaş arası 3 ve büyük kuzu okula gidiyor tüm gün.. Yani bizim halimiz yaman... Korkuyorum....

Hastane çantamı halen hazırlayamadım, bir aciliyet olursa vay halimize.. Gerçi Erdem bebeğin ütülerini yaptım, sterilizasyon işleri de tamam.. Yatağı hazır... Bir o eksik, bir de hastane çantamız...

Bu arada itiraf etmeliyim ki Emre'yi doğururken normal doğumdan korkmuş olmanın ve Erdem'i de epidural sezeryan ile doğuracak olmanın vicdan azabını çekiyorum ve doktorla 2 Haziran 2010 gününe randevulaşmış olmamıza rağmen, Erdem bebek bir sürpriz yapsa da mesela evde suyum gelse, biraz sancı çeksem, bir tatsam şu sancı olayını diye dua ediyorum gizliden.. Manyak mıyım? Evet...

İşte böyle... Şimdilik bizim cephedeki halimiz budur.. İlk fırsatta yeniden yazacağım...

06 Mayıs 2010

İğneli çuvaldızlı Anneler Günü yazısı


Bu hafta Annelerin Dünyası'nda konumuz elbetteki Anneler Günü hakkındaki fikirlerimiz..

Kafam biraz karışık bu günlerde, bu nedenle ortaya değişik psikolojide bir yazı çıktı..

..........

"Deniz, Yusuf ve ‘Dede’ Hüseyin idam bekliyor cezaevinde, infaz ha bugün, ha yarın...

Havadan, sudan, fakülteden, derslerden, devrimden, haktan, halktan, haksızlıktan... konuşa konuşa geçirmişler o uğursuz geceyi.

Ve 6 mayısın ilk ışıkları yükselirken, uzak bir camiden sabah ezanı duyulmuş.

Bizde, sabah ezanıyla infaz ederler idam cezasını.

Anası, Deniz’in arkadaşlarından izin isteyip kalkmış, abdestini almış, bir köşede namaza durmuş.

Sabah ezanıyla...

Bilir ki...

Uzakta...

Sessiz bir hapishane avlusunda...

Aslan gibi oğlunun cansız bedeni...

Darağacında sallanmaktadır o anda... "
.............


Yazımın tamamını okumak için lütfen buradan buyurun....

Anneler Gününüz kutlu olsun...

03 Mayıs 2010

Emre 2 yaşında...


Çokk oldu yazmayalı biliyorum ama geçerli mazeretlerim vardı.. 2 hafta süren hastalıklarla boğuştuk, hastalığımızı yakın aile bireylerine bile sattık..

Bu nedenle doğumgünü partimizi bile iki kez erteledik, sonunda "demekki bu sene kısmet değilmiş" deyip iptal ettik..

Ama sonuç değişmedi tabi, anneliğimin ve Emre'min ikinci yaşını kutladık kendi içimizde..

Bol resim paylaşıyorum bu sebepten...

ve karşınızda binbir surat Emre paşam...

Çocuk İstismarını Durdurun...


Siirt'te yaşanan korkunç olay hepimizin suratına birer tokat gibi çarparak, bu ülkedeki çocuk istismarı konusunun aslında ne kadar vahim boyutlarda olduğunu hatırlattı değil mi?
"Türkiye de çocuk istismarı bir suçtur ancak ihmali bir suç teşkil etmez. Bu konuyla ilgili yasalarımız dünya standartlarının çok ama çok altındadır..." diyorlar açtıkları web sitesinde..
Kimler mi? Sizin benim gibi halktan kişiler..
Lütfen tıklayalım, adımızı ve kısacık da olsa yorumumuzu bırakalım ve daha da önemlisi duyuralım bu halk hareketini...

12 Nisan 2010

Haftasonundan kısa kısa..

Cumartesi günkü doktor kontrolümüzden güzel haberlerle döndük. Çok şükür...
.
Erdem Paşam gayet güzel bir şekilde büyümeye devam ediyor. Cumartesi günü itibariyle 31. haftasını doldurmuş durumda. Ağırlığı 1.750 gr, boyu ise 42 cm. civarında.. Civarında diyorum çünkü bebekler geliştikçe doktorlar ultrason cihazı ile boy uzunluğunu ölçemez duruma geliyorlar ancak her ayki ultrason kontrollerinde ölçülen FL değeri (Uyluk kemiği uzunluğu) bu konuda aşağı yukarı bir sonuç verebiliyor. Şöyleki (bebeğin FL uzunluğu * 7 = Bebeğin yaklaşık boyu) formülü ile aşağı yukarı boy bilgisi elde edilebiliyor.
.
Tahmini doğum günümüz ise 1-7 Haziran 2010 tarihlerinden birisi olacak sanırım.
.
İki çocuklu hayata geçmeme çok az kaldı yani.. Bu konudaki hislerimi daha önce de biraz biraz paylaşmıştım sanırım. Artık bu konuda örnek almaya karar verdiğim harika bir anne var tanıdığım.. Blogcu anne Elif'i gerçekten takdir ediyorum hatta elimden geldiğince onun gibi olmaya çalışacağım.. Doğumdan sonra hayat var mı diyenlere "evet" deyip, Emrenin doğumundaki gibi zorlanmayıp daha pozitif, daha bilinçli, daha kuvvetli olacağımı kendime hatırlatıp duruyorum.. O negatif lohusa hallerine girmeler, hayatı sadece kendime değil çevremdeki beni seven insanlara da zehir etmeler olmasın lütfen bu sefer..
.
Hafta sonunda çok gezdik çok yorulduk.. Özetle;
.
Erdem için yatak aldık. Çilek mobilyadan sallanan karyola almayı tercih ettik. Nasılsa ilk 6 ay bizim odada yatacak kuzucuk, emrenin şu anda kullandığı (daha doğrusu sadece uyuduğu ve karıştırdığı) odayı Erdem'e vereceğiz.
.
Emre kuzum için artık kocaaaaamaaaan bir abi olduğunda terfi ediyor ve oturma odasını ona oda olarak düzenleyeceğiz... Aralarındaki yaş farkı sadece 26 ay olduğundan ve Emre'ciğin halen oturmuş bir uyku düzeni olmadığı için sanırım Erdem 2 yaşına gelene kadar aynı odada yatamayacaklar.. Aldığımız karyolanın rengi akçaağaç, yatağı ile birlikte satın aldık. Uyku setini ayrıca alacağım, mağazanın fiyatları bana pahalı geldi..

.
Cumartesi bir de salona, koridora ve hole avize-lamba satınaldık, salı günü getirip takacaklar..
Pazar günü ise ilk göz ağrımız, yeğenim Yağız'ın doğumgününe gittik. Babamız çalıştığı için gelemedi, biz de erkenden döndük.. Yağız 8 yaşına girdi artık, doğumu dün gibi aklımda halbuki.. Ne çabuk geçiyor zaman..
.
Doğum günü için geçen seneden beri Türkiye'ye gelmesi beklenen Mega Mac Tır'ı aldık kendisine... Sanırım uzun süre başka hiçbir oyuncak ile oynamayacak.. Hatta o gün o kadar bonkördü ki, Emre'ye bizim olması için bir torba dolusu oyuncak araba bile verdi:-))
.
Bu hafta Cuma günü ise bizim ikinci yaşımız bitiyor.. İnanılacak gibi değil ama oğlum dolu dolu 2 yaşında olacak, 24. ayını doldurmuş olacak. Cumartesi günü doğumgünü partimiz var, detaylar yakında....
.
Ve son olarak da Kanada'daki arkadaşım Safiye'nin ve kuzusu Seray'ın Ağustos sonunda Türkiye'ye geleceklerini ve 3 ay burada kalacaklarını öğrendim geçen hafta.. Dört gözle onları bekliyoruz...

09 Nisan 2010

En zor günlerimiz...


Bu hafta Annelerin Dünyası'nda en zor günümüzü yazdık...
Okumak ve ders almak için lütfen buradan buyurun...




06 Nisan 2010

Gebeler için Zihni Sinir procelerim var...


Evet var, bu gebelik durumları heleki benim gibi 17 ay arayla ikinci gebeliğinizi yaşıyorsanız daha bir düşündürüyor insanı.. Lafı çok uzatmadan konuya gireceğim hemen, işte birbirinden güzel 3 procem :

1- Yüzüstü yatma ve hatta uyuma procesi : Gebe iken malumunuz gittikçe büyüyen bir göbek ile en büyük dert geceleri istediğiniz pozisyonda uyuyamamaktır. Hele ki benim gibi uykuya dalmak için ille de yüzüstü yatmalıyım, ellerimle de yastığımı kucaklamalı şöyyyylllleee bir gerinmeliyim diyorsanız vay halinize.. Normalde gebe iken sol tarafınıza yatmanız tavsiye edilse de sağ ya da sol ne tarafa yatarsanız o tarafınız uyuşuk olarak uyanırsınız, sırt üstü yatmak nedendir bilmem zaten imkansızdır..

İşte bu duruma gayet net bir çözümüm var. Hani vücut masajına gittiğinizde uzantığınız baş bölgesinde kafanızın gireceği kadar bir delik olan masaj sedyeleri vardır ya.. İşte ona benzer, kocaman gebe göbeğinizin gireceği kadar büyüklükte bir deliği olan, uykusuz gebeyi rahat ettirecek konforda bir yatak procem var... Hayal bu ya aynı yatağın hemen başucunda bir de düğme olacak, göbeğiniz mi kaşındı mesela, düğmeye basıp kaşınacaksınız hatur hutur...
2- Evdeki kuzudan göbeği koruma procesi : Evde 2 yaş civarında bir kuzu var iken gebe kalmış sayılı hatunlardan biri iseniz benim gibi göbeğinizi taşırken aynı zamanda korumak da zorunda kalıyorsunuz.. O 2 yaş civarındaki ateş topunun nereden saldıracağı hiççç belli olmuyor.. Bu durumda gerek otururken, gerek yatarken yediğiniz yumruk ve tekmelerin etkisiyle benim gibi acıdan soluksuz kaldığınız da oluyor bazen. İşte bu nedenle bir göbek kalkanı procemiz var.. Bu kalkanın dışı evdeki kuzu gelip yumruklasa da onu incitmeyecek kadar yumuşak olmalı, ama içi de sizi dış darbelerden koruyacak kadar sert olmalıdır.

3- Aynı anda tüm göbeği ve göğüsleri kaşıma aparatı procesi : Malumunuz gebe kadın kaşınan kadındır, bazen en olmadık zamanlarda en olmadık yerlerinizin bile kaşındığı olur ama hemen hemen 6 ay boyunca göbeğini, göğüslerini hart hart kaşıma durumları genellikle kabak tadı verir hatta uykusu zaten kalitesiz olan gebeyi uykularından eder.. Gecenin bir vakti gözlerimden uyku akıyor iken yatağa oturmuş, pijamasını sıyırmış deli danalar gibi kaşınan kadınlar görürseniz anlayın ki gebedirler..

İşte bu sebeple bir kaşınma aparatı procem de var.. 2 numaradaki korunma kalkanı gibi ama şeklen straplez bir bluzun ön tarafını andıran, içinde küçük ucu yuvarlatılmış çıkıntıları olan bir aparattan bahsediyorum..
Hamiş : Kullanılan resim Porof. Zihni Sinir'in resmi sitesine aittir.