04 Aralık 2009

Tatil dönüşü raporu...

Evet yine kendi rekorumu kırdım sanırım. Çok oldu yazmayalı.. Eş-dost ne oldu niye yazmıyorsun diye sorup duruyorlar.. Aslında amacım iki gündür çantamda benimle bilimum yerlere taşınan fotoğraf makinamdaki tatil resimleriyle merhaba demekti ama hamilelik durumları işte unutkanlık had safhada, fotoğraf makinasının data kablosu ise halen evde:-))
Neyse bu sefer de resimsiz yazalım bari..
Emre Tatilde :
Geçen günlerde neler oldu neler... Öncelikle bayram tatilinde evlerdeki kalabalıklar vs. gözümüzü çok korkuttuğu için kaçtık İstanbuldan. 5 günlük bir Antalya kaçışıydı bu.. Emre ile ilk kez uçağa bindik, ilk kez kış tatili yaptık.. Antalya da hava o kadar güzeldi ki, yedik içtik yayıldık... Aslında yayılma ısmı külliyen yalan çünkü Emre kuzum ile yayılmak ne mümkün.. Speedy Gonzales gibi bazen ben bazen babası bazen de ikimiz birden Emrenin peşinde koştur koştur ama güzel geçti tatilimiz.. Emre misafirlerinin yaş ortalaması 70 olan bir tatil köyünde maskot oluverdi hemen..
Geçirdiği hastalıktan sonra kuzumun yeme-içme alışkanlıkları yeni yeni kendine geliyordu ve değişiklik çok iyi geldi.. Sanırım biraz kilo alarak döndü tatilden.. (Maşallah diyelim lütfen)
Tabi tek kilo alan o değildi malesef, babamız da +3 kg. ile döndü tatilden. Ben ise ikinci doktor kontrolümde -2 kg.. da olmama rağmen korkudan halen tartılmadım. 12 Aralıktaki muayene bu nedenle kabusumdur.
Emre tatile giderken uçağa gidiş aşamasında takside biraz kustu ve sonra uyudu.. Uçakta ise kalkış ve inişte kulaklarında basınç farkından problem olmasın diye emzirmem gerektiğini okumuştum biryerlerde.. Biz kalkışta emişirken kuzumla uyuyuverdi ve uçak inene kadar da uyanmadı.. Sonrasında ise havaalanı-otel transferi sırasında yine emdi ve yine uyudu-)))
Kuzucuk için otelde ek bebek yatağı istedik ve bir pot yatak getirdiler hemen. Emre yaz tatilimizde uyku konusunda burnumuzdan getirmişti ama bu tatilde maşallah çok güzel uyudu.. Gerçi son 3 gece uykudan 4-5 gibi uyanıp dışarıya çıkmak istedi ama yine de uyku performansı yerindeydi.. Aslında bu konuda kurtarıcımız oğlumun devasa büyüklükteki ve komforlu puseti oldu. Salıncakta sallanmaya alışık kuzucuk yazın ayağımda sallamamı istememişti, sor dalmıştı uykularına.. Bu sefer de istemedi ayakta sallanmayı, bu kez babası pusette salladı kuzuyu, dalınca yatağına koyduk.
Bu arada yeri gelmişken bu uyku konusunu yazmak ve konuyu kendimce-kendi içimde kapatmak istiyorum. Yatır-kaldır ve Ferber yöntemlerini denemiş ve başarılı olamamış biri olarak vazgeçtim oğluma uyku eğitimi vermekten.. Ağlamaktan kusan bir yavrum var bu yöntemleri denerken ve parça pinçik olan bir yüreğim. NE yapalım artık razıyım iki numara doğunca zorlanmaya... Emreyi zorlamak istemiyorum bu konuda. Çok okudum çok araştırdım içim elvermiyor işte. Nokta...........
Tatilde neler yaptık başka? Sabahları kahvaltıdan sonra hergün sahile gidip denize taş attık. Emre çok seviyor bunu zaten.. Sonrası öğle yemeğine ve uykusuna kadar Emreyi pusetine koyup, yaklaşık 2 km. lik yürüyüşler yaptık Kemer'in içine..
Antalya'ya bu mevsimde gitmenin en şaşırtıcı yanı yer gök her tarafı kaplayan ve yemişten yıkılan narenciye ağaçları ve o meyvaların tatları idi..
Oteldekiilk akşam yemeğimiz sonrasında meyva yemek için seçtiğimiz küçücük mandalina ve portakalların tatları ve kokuları anlatılır gibi değildi.. Onları yedikçe ister istemez şöyle düşündük : "Bu yediklerimiz mandalina ve portakal ise İstanbulda yediklerimiz neydi ki acaba?"
Sabah kahvaltılarından sonra yapılan yürüyüşlerde ise önümüze gelen hemen her narenciye ağacından 1-2 meyva kopardım ben.. Yol kenarında belki kendi kaderine terkedilmiş bodur ağaçların meyvaları bile birbirinden güzeldi.
Öğle yemeği ve uykusu sonrasında ise işimiz gücümüz Emre nin peşinde koşmaktı tabi...
Akşam yemeğinden sonra ise oğlum yeni bir aktivite icat etti kendine... DANS....
Evet Emre kuzum her akşam yemekten sonra otelin barında müzik eşliğinde dans etti, koştu durdu... İzleyen herkezi kendine hayran bıraktı. Heleki otel misafirlerinden hiç Türkçe ve İngilizce bilmedikleri için konuşamadığımız ama Emre ile çok ilgilenen Alman misafirler vardı ki Emre ile diyalogları görülmeye değerdi.. Emre gördüğü her yaşlı erkeği dedesine, her beyaz saçlı kadını ise anneannesine benzetti. Arkalarından seslendi hepsine, cevap vermediklerinde ise bozuldu tabi..
Dönüşte ise Emre uçakta uyumayarak o daracık koltukları bize daha da dar etti.. Sonrası malum eve geliş, babaanne ve dede ile kucaklaşma, özlem giderme:-)))
Emrenin annesi hamile :
Hamileliğim çok şükür gün geçtikçe daha da düzene giriyor, mide bulantılarım azalıyor artık. Aslında bu kez Emreye olan hamileliğim ile karşılaştırınca çok rahatım (hamilelik sıkıntıları açısından) Yani pratikte rahat değilim de kendimi ve vücudumu dinlemeye zamanım olmadığı için bilmiyorum aslında.. Emre ve işim tüm enerjimi alıyor, hissettiğim en güçlü his yorgunluk ve uykusuzluk. Emre halen geceleri uyanıyor sıkça.. Emmek istiyor tabi genelde.. Emzirmek için kalkmak çok güç, neyseki babamız okadar anlayışlı ve yardımcı ki bana.. Ben emziriyorum, o uyutuyor Emreyi geceleri.. O olmasa ne yapardım bilmiyorum gerçekten.
Emrenin annesi korkuyor :
Evet korkuyorum hem de çok.. Bir evde yeni doğmuş bir bebek ve Emre ile yalnız kalmaktan deli gibi korkuyorum. Emre neredeyse 45 dakikada bir 1 saat kadar memede kalan bir bebekti.. Gazı vardı ve az uyurdu. İki numara da böyle olursa, üzerinde bir de Emre kuzum eklenince ortaya çıkan görüntü korkutuyor beni.. Benim çevremde gözlemlediğim şey ikinci çocuk kıskançlığı konusunda birinci çocuğun psikolojisinin hayati derecede önemli olduğudur. Emre ise henüz pek minik bir yavru.. Terribal two fırtınası başladı bile ve iki numara doğduğunda sanırım pik yapacak... Şu anda babamızın bana sarılmasına bile tahammül edemiyor Emre, ya da babası beni öpse mesela hemen huysuzlanıp kucağıma tırmanıyor ve babasının öptüğü yerden o öpüyor...
Yani kısacası eteklerim şimdiden tutuşmuş durumda.. Herkes ne güzel beraber büyürler diyor ama onlar büyürken yaşanacaklar kokutuyor beni.. Önümüzdeki 3-4 sene zorlu olacak vesselam....
Emre konuşuyor :
Emre kuzum bir erkek çocuğundan beklemediğim kadar hızlı bitirdi bu işi. Duyduğu her kelimeyi söymeye çalışıyor ve şaşırtıcı derece başarılı. Gerçi cümle kurmaya yeni başladı ama tek tek söyleyerek de anlatıyor derdini.. Çok tatlı...
İşte böyle sevgili günlükçüm.. Bizden havadisler şimdilik bu kadar...

1 yorum:

ELÇİN dedi ki...

yardıma her zaman hazırım :)